S.S.S

Diş taşlarımı temizletmek dişlerime zarar verir mi?

Diş taşı temizliği dişlere kesinlikle zarar vermediği gibi diş çürüklerini önlemek ve dişeti sağlığını korumak için kesinlikle uygulanması gereken bir işlemdir. Diş taşı oluşumu kişiden kişiye farklılık gösterir ve genellikle yaşla birlikte artar. Dişlerinizi fırçaladıktan 4-12 saat sonra diş yüzeylerinizde bakteri plağı oluşmaya başlar ve bu plak iyi temizlenmezse diş yüzeylerinizde tartar  oluşturur. Bu tartar dişetinde gingivitis dediğimiz iltihaplanmalara yol açar ki bu kendisini fırçalama esnasında kanama ile belli eder. Diştaşı yüzeyine tutunan bakteriler dişlerinizi çürütür. Ayrıca tartar ağız kokusu ve lekeli, kötü görünen dişlere neden olur.  Diş ve dişeti sağlığınız için yılda iki kez diş taşlarınızı temizletmelisiniz.

 

*Florür uygulamaları zekayı etkiler mi?

Sosyal medyada florürün çocuklarda zeka geriliği ve bir takım sağlık sorunlarına neden olduğuna dair paylaşımlar yapılmakta.  Florürün zararlı etkileri aşırı dozda florür alımı sonucu gelişen florür toksikasyonunda görülmektedir. Sadece florür değil, tüm maddelerin aşırı dozda alımı sağlık problemlerine yol açacaktır ancak ülkemiz koşullarında günde iki kez dişlerinizi fırçalayarak toksik değerlere ulaşmanız mümkün değildir, hatta toksik değere yaklaşamazsınız bile. Bu söylentilere neden olan araştırmalar çok yoğun florüre maruz kalan kişiler üzerinde yapılmıştır. (örn: https://cdn1.sph.harvard.edu/wp-content/uploads/sites/21/2012/07/Media-Statement_Fluoride-9-12-12-Revised2.pdf )

TDB (Türk Dişhekimleri Birliği) de konu ile ilgili yaptığı açıklamada Türkiye’de içme sularında, diş macunlarında ve hekim uygulamalarında bulunan florür miktarının zararlı düzeyde olmadığını bildirdi.  (http://www.tdb.org.tr/userfiles/files/DURUM_RAPORU_Florur_08_06_2016.pdf )

TDB açıklamasında ‘Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Dünya Dişhekimleri Birliği (FDI), Avrupa Pediatrik Dişhekimliği Birliği (EAPD) ve Amerikan Pediatrik Dişhekimliği Birliği (AAPD) toplumsal bir sağlık problemi olan diş çürüğünün azaltılmasında, içme sularının florlanması da dahil olmak üzere çeşitli yöntemlerle florür uygulamalarının etkili olduğunu bilimsel raporlarla açıklamışlardır’ demektedir.

 

*Kanal Tedavisi esnasında ağrı hisseder miyim?

Kanal tedavisi de diğer tedavi işlemleri gibi lokal anestezi altında uygulanan bir işlemdir ve dişiniz uyuşturulduğu için ağrı hissetmezsiniz. Aksine eğer ağrınız varsa daha işlem başlangıcında sizi rahatlatacak bir uygulamadır. Tabii ki en sağlıklı ve sizin için en iyisi düzenli diş kontrollerinizi yaptırarak dişinizdeki çürüklerin çok daha erken tespit edilmesi ve dolgu ile çürüklerin ilerlemesinin engellenmesidir.

 

 

*İmplant cerrahisi zor ve korkutucu bir işlem midir?

Hayır, implant oldukça basit ve kısa süren bir cerrahi müdahaledir. Her cerrahi müdahalede olduğu gibi implantta da operasyon öncesinde doktorunuzun sorularına ayrıntılı ve doğru cevaplar vermeli cerrahi sonrası dikkat etmeniz gerekenlere özenle uymalısınız. İmplant lokal anestezi ile uygulanır ve işlem esnasında kesinlikle ağrı hissetmezsiniz. Operasyon sonrası hissedeceğiniz ağrı normal bir diş çekiminden sonraki ağrı gibidir ve ağrı kesiciler ile kolaylıkla kontrol altına alınır.

 

*Diş beyazlatma (Dental bleeching) zararlı mıdır?

Diş hekimi kontrolünde yapılan diş beyazlatma işlemi kesinlikle dişlere zarar vermez. Bu konuda çok sayıda araştırma mevcuttur. Bazı kişlerde beyazlatma sonrası sıcak soğuk hassasiyeti gelişebilir ancak bu geçicidir. Beyazlatma konusunda en önemli husus piyasada denetimsiz olarak satılan, dişerinize ve dişetlerinize  zarar verebilecek kimyasallar içeren ürünlerin kullanılmaması gerektiğidir. Hekiminiz beyazlatma öncesinde dişetinizi korumak için dişeti sınırına bir bariyer uygulayacak, beyazlatıcı ürünün dişeti ile temasını kesecektir. Beyazlatma sonrası hekiminizin tavsiye edeceği süre boyunca boyar maddelerden uzak durmalısınız.

 

*20 yaş dişlerinin çekilmesi şart mıdır?

20 yaş dişleri çene darlığı yüzünden sağlıklı bir şekilde sürmezse ağrı, şişlik, ağzı yeterince açamama (trismus) gibi şikayetlere neden olabilirler. Yandaki dişlere veya dişetine zarar verebilir, çürüklere neden olabilirler. Bu durumlarda dişlerin çekilmesi şarttır. Ancak kemik içerisinde çevresindeki dokulara zarar vermeyen 20 yaş dişlerinin çekilmesine gerek yoktur.

 

*Çocuklarda diş macunu kullanımı kaç yaşında başlar?

Çocuklarda 3 yaşına kadar diş macunu kullanımı önerilmez. 3 yaşında ise çocuk macunlarını kullanmaya başlayabilirsiniz ancak reklamlarda gösterilen miktarın çok daha azını fırçaya sürmelisiniz. Florürlü herhangi bir macunu kullanabilirsiniz. Çocuğunuz macunun tadını sevmezse değiştirmenizde fayda var. Macundan ziyade fırçalamanın yeterli ve etkin olması önemlidir.

 

*Hamilelik döneminde dişeti kanamaları tehlikeli midir?

Hamilelik döneminde değişen hormonal denge ile birlikte sağlıklı dişetlerinde bile kanamalar görülebilir. Hatta dişetleri büyüyebilir. Bunlar hamilelikle birlikte sona erer. Ancak kanamaların sebebi hormonal değil de dişeti iltihabı ise bu müdahale edilmesi gereken bir durumdur. Dişeti iltihabı hamile kadınlarda düşük ve erken doğumlara neden olabilmektedir. En sağlıklısı hamilelik öncesi diş tedavilerinizi yaptırarak diş ve dişeti sağlığını sağlamanızdır. Zira hamilelik esnasında ilaç kullanımımızın kısıtlı olması ve röntgen çekemememiz yüzünden tedavi  kalitesi düşmekte, ağrı ve sıkıntılar hamile kişide strese neden olmaktadır.

*Ağız kokusu neden olur? Tedavi edilebilir mi?

Ağız kokusunun sebebi ağız ile ilgili olabildiği gibi sistemik hastalıklar da buna neden olabilir. Halitosis adı verilen ağız kokusunun kaynağı tespit edilmelidir. Diş çürükleri, kötü ağız bakımı, dişeti iltihabı, yarım sürmüş 20 yaş dişleri ağız kokusu nedeni olabilir. Protezlerin iyi temizlenememesi, protez altındaki çürükler ve eskimiş tedaviler de diğer nedenlerdir. Alkol ve sigara kullanımı gibi alışkanlıklar da ağız kokusuna sebep olur. Diş ve dişeti tedavilerinizi yaptırmalı, dişlerinizi günde iki kez ikişer dakika etkin bir şekilde fırçalamalı ve diş ipi yardımıyla ara yüzleri de tamamen temizlemelisiniz. Şeker hastalığı, böbrek yetmezliği, karaciğer yetmezliği, metabolizma bozuklukları, solunum yolu iltihaplanmaları (sinüs, akciğer iltihapları), ağızdan nefes alma, hızlı kilo kaybı, diyet diğer ağız kokusu nedenleridir. Genel sağlığınız ile ağız ve diş sağlığınız yerinde ise düzenli beslenerek, sık su içerek ve alkol ve sigaradan uzak durarak ağız kokusunu önleyebilirsiniz.

 

*COVID-19 ve Diş Hekimliği Uygulamalarında Standart Önlemler Nelerdir?

Yeni Koronavirüs Hastalığı (COVİD-19) tüm dünyada ve ülkemizde maalesef yayılmaya devam etmekte. Kendimizi ve sevdiklerimizi koruyabilmemiz için hastalık hakkında doğru bilgi edinmemiz çok önemli.

Koronavirüsler, insanlarda ve hayvanlarda hastalığa neden olan geniş bir virüs ailesidir ve Yeni Koronavirüs Hastalığı’na SAR-CoV-2 virüsü neden olur. Hastalık belirtisiz (asemptomatik) ilerleyebileceği gibi en sık karşılaşılan belirtiler ateş, öksürük ve nefes darlığıdır. Şiddetli olgularda zatürre, solunum yetmezliği, böbrek yetmezliği ve ölüm gelişebilir.

Özellikle insandan insana temasla kolaylıkla bulaşabilen hastalık, havada asılı kalan parçacıkların solunması veya enfekte yüzeylere temas ettikten sonra ağız,burun, göz mukozasına dokunulması ile bulaşır. Aerosoller adını verdiğimiz parçacıklar diş hekimliği açısından büyük önem taşır. Aerosol diş hekimliği pratiğinde devirli aletler ve hava-su şırıngalarından havaya karışan damlacıklardır. Su, tükürük, kan, bazı döküntüler ve mikroorganizmalar içerir. Çapı 10 mikrometreden büyük olan damlalar ağırlıkları nedeniyle yüzeye inerler ve biz muayenehanelerimizde yüzey sterilizasyonu ile bunları etkisiz hale getirebiliriz. Ancak çapı 10 mikrometreden küçük olan aerosoller, yani damlacık çekirdekleri havada asılı kalabilen, SOLUNABİLEN ve çıplak gözle görülemeyen damlacıklardır ve hem hastalarımızı hem de bizi riske sokabilecek bulaş yolu bunlardır. Bu aerosollerle mücadele yöntemleri (ultraviyole lambalar, ağız dışından emiş yapan ve damlacıkları da çekme iddiasında olan yeni suction sistemleri gibi) değerlendirme aşamasında olup henüz yeterli bir sonuca ulaşılamamıştır. Ben bu sebeple 15 Mart itibarı ile çalışmaya ara vermiş bulunmaktayım; kısa zamanda en güvenilir cihaz, yöntem ve tedavi protokolleri ile tedavilerime davam edebilmeyi umut ediyorum.

Bu sıkıntılı süreçte sizlere tavsiyem ağız ve diş sağlığınıza maksimum önemi göstermeniz, dişlerinize her zamankinden çok daha iyi bakım yapmanız olacaktır. LÜTFEN ACİL OLMAYAN DİŞ TEDAVİLERİNİZİ ERTELEYİNİZ. Bir sorun yaşadığınızda hekiminize telefon, mesaj ya da e-posta gibi yollarla ulaşıp danışmanız, sorununuz hakkında ön bilgi almanız doğru olacaktır.

Sağlıklı günler dilerim.